Her Amerikan filminde veya dizisinde mutlaka bir kere geçen sözdür. Yırtık elbiseli işçi babanın oğlu yıllar sonra o fabrikanın sahibi olur. bu toplumda hiçbir zaman ümit bitmez çünkü bilirler bugün dibe vurmuş olabiliriz ama yarın zirveye de çıkabiliriz. "atalarımız bu toprakları, özgürlükler ülkesini nasıl kurdu?" sıklıkla bu soru sorulur.
Amerikan Rüyası'ndaki aile tipine bakınca; genelde baba bir bankada veya galeride orta düzey yöneticidir yani beyaz yakalı çalışandır. kolejden mezun olmuş şık giyinimli sportif bir delikanlı tipindedir. Eşiyle de zaten kolejde tanışmışlar ve burada evlenmişlerdir. anne büyük ihtimal çalışıyordur. eve hep alış veriş paketleriyle gelir. çocukları bir kız bir erkek bir tane de bebek olarak ayıralım. Erkek tipik Amerikalı gencini temsil etmelidir. 15 yaşında olmasına rağmen güzel bir vücut ve yüz, beyaz bir ten ve spora yatkınlık. Erkek çocuk okulun spor dallarından birisindedir ve evin bir yerlerinde mutlaka ödülleri bulunmaktadır.Ama bu sporu hiç bilmedikleri, fakir Amerikalı çocuklar gibi koleje gitmek için yapmamaktadır. Sırf zevk için spor yapmaktadır. Keza kızımız da aynıdır. o da okulun pon pon takımının bir elemanıdır. Futbol takımında oynayan bir oyuncuyla aşk yaşamaktadır. Ufak velet ise muhteşem bir bebek bakıcısı tarafından yetiştirilmekte. Aile içerisinde inanılmaz bir sevgi, saygı ve bağlılık bulunmaktadır. Baba boş zamanlarında oğluyla beraber bahçede basketbol oynamaktadır. Evler zaten bildiğimiz o müstakil tarzda yerlerdir. Tüm mahalle o şekildedir. Baba bir başka aktivite olarak da bahçesini biçer. Bir de itleri vardır. Koşar durur asla sokağa sıçmaz. Terbiyelidir o da sahipleri gibi. Anne ve baba çocuklarıyla arkadaş gibidirler. Her sorunlarını paylaşırlar. Kız adet gördüğünü, bir erkekle ilişkisinin bütün boyutunu babasına anlatabilir. Muhteşem bir dünyadır ve bu dünyaya herkes sahip olabilir yeter ki hayal edin ve de çalışın. İşte alın size Amerikan Rüyası!!!
Yeşil kart çekilişine giren herkesin hayali budur. Önce pompacıda çalışırım ardından kendi benzincimi açarım. Para kazanırım ev alırım, araba ucuz, benzin sudan da ucuz. Sabah akşam köle gibi çalışırım. Millet hep böyle çalışarak zengin olmuş. "Özgürlükler Üülkesi." Bunu üniversitede okuyan veya mezun olan bir insanımızın ağzından duymak kimseyi şaşırtmaz. Tamam ülkemizin ekonomisini herkes biliyor ama Amerika yukarıdaki örnek mi? Karavan mahalleleri, Zenci sorunu, hispanicler, homelesslar hiçbir zaman gözükmemektedir. Tertemiz muhteşem bir dünyadır orası. Gelin çalışın ve de kazanın. İinsan bazen gülüyor bazen de "ulan gitsem mi ya?" demeden duramıyor. Ççünkü sizi oraya çeken bir şey var. İster bilinçaltı isterse de içinizde bulunduğunuz durum olsun sizi/bizi çeken bir güç var. "Belki vardır belki olur" işte sizi çeken güç "Amerikan Rüyası"dır yine. Çünkü ülkenizde rüya görmeniz yasaklanmıştır. Bu topraklarda sadece kabus görmenize izin vardır. Şayet rüya görmeye çalışırsanız birileri onu kabusu çevirir.